Terapi ve Masaj
Masaj Nedir?
Masaj kan dolaşımını ve vücudun esnekliğini sağlar. Kan vücuda oksijen taşıdığından sağlıklı olmak için iyi bir dolaşım gerekir. Masaj kan dolaşımını artırır dolayısıyla vücuda yararı kesindir. Masaj vücudumuzun farkına varmamıza sağlar,insan oğlu var olduğundan itibaren bilinçli veya bilinçsiz olarak masaj yapıtırmıştır. Masaj, yara dokuları ve yapışıklıkların çözülmesi ve giderilmesinde, kas spazmı, tendon iltihabı, uykusuzluk ve nevrasteni durumlarında, kas krampları ve yaralanmalarda akut devreden sonra, migren, gerilim tipi ve hipertansiyona bağlı baş ağrılarında, ağrılı adet dönemlerinde, kabızlıkta ve ağrılı noktalarda uygulanabiliyor.

Masaj uygulamaları sırasında iki etki ortaya çıkar. Bunlardan ilki uygulama bölgesinde, bu bazı durumlarda tüm vücut bazı durumlarda ise belirli bölgelerde, oluşan ısı artışı ile oluşan kan dolaşımı hızlanmasıdır, diğeri ise, belirli bölgelere yapılan bası ile vücutta bazı hormonların salınmasının artması ve bu hormonların düzenleyici etkiler göstermesidir. Masaj genel olarak aşağıdaki rahatsızlıkların giderilmesinde faydalıdır:
  • Fiziksel yorgunluk: Kapasite üzerindeki kassal zorlanmalar fiziksel yorgunluğa neden olur.
  • Fizyolojik yorgunluk: uzun süreli kas kasılmalarında öncelikle sinir-kas ileti hızında düşeme olduğu tespit edilmiştir. Yani önce sinir iletisinde daha sonra kasların liflerinde fizyolojik yorgunluk gelişir.
  • Biyokimyasal Yorgunluk: kassal aktivitenin sürdürülmesi için enerji gerekir, enerji üretimi esansında bir takım yan ürünler ortaya çıkar laktik asit gibi bu kaslarda aşırı birikmesi de biyokimyasal yorgunluğa neden olur. Masaj hareketlerinde sıvazlama ve diğer manipülasyonlar kaslardaki yorgunluğu aldığı açıklanan mekanik ve fizyolojik etkileri nedeniyle azaltabilir.
  • Hareketsizlik hasatalıları.
  • Omurga sağlığı ve sırt ağrıları.
  • Felçler.
  • Eklem hastalıkları.
  • Yumuşak doku romatizmaları.
  • Selülit .
  • Fibrositler.
  • Myegelozlar.
  • Tendomiyozlar.
  • Uykusuzluk.
  • Uzun süreli yatak istirahatı.
  • Tansiyona bağlı baş ağrıları.
  • Adale kramplarından sonra.
  • Kabızlık.
  • Adale çekmesi, burkulmalar.
  • Kırıklarda alçının çıkarılamazından sonra.
  • Yanık dokuların iyileşmesinde sonra.
  • Amputasyonlarda: Güdük ucunun proteze uygun hale getirilmesi için.
  • Yatak yaralarında çevre dokulara.
  • Skar dokuları ve adhezyonların çözülmesinde.
  • Yüz felcinde akut devre geççikten sonra.
  • Astım ve bronşektazi'de.
  • Sportif aktivite öncesi pasif ısınma ve motivasyon amacı ile.
  • Sportif aktivite sonrası yorgunluğun giderilmesi amacı ile.
Yorgunluk: Kassal çalışma aralıksız sürdürülürse adına yorgunluk dediğimiz özel bir duygu oluşur.

Masaj anında vena (toplar damar) sistemi 4 - 20 kat daha hızlı çalıştırıldığından dolayı kirli kanın kalbe ulaştırılması kolaylaştığından masajın kalbe ve toplar damarlara olan yardımı olağan üstüdür.

Masaj ile lenfa sistemi ve hormon el sistem tetiklendiğinden, vücuttaki tedavi edici maddelerin masaj yapılan bölgeye iletilip çalışma yapması sağlanarak, vücudun hastalıklara karşı direnci artırılmakta ve hasıl olan başlangıç aşamasında olan pek çok ciddi hastalıklar tedavi edilebilmektedir.
Masajın belki de gerekliliğini vurgulayan en mühim nokta, masajın pek çok olası ciddi sağlık sorununun oluşmasını engelleyebilme özelliğidir.

Masaj anında vücudun ürettiği doğal uyuşturucu olan ve morfinden daha etkili olan endorfin salgılanarak, masaj alan kişide olağan üstü rahatlama sağlandığından; psikolojik anlamda masajı yan etkisi olmayan bir antidepresan ve psikolojik terapi olarak görmek de mümkündür.
Masaj aynı zamanda Hamam dada (Turkish Bath ) yapılır. Bu tam anlamıyla masaj olmasa da  yapılan kese uygulamasında  masaj dada kullanılan tekniklerin bazıları kullanılır bu yüzden Hamam hem temizlenme hem de masaj ihtiyacımızı karşılayan mekan olmuştur.

Yunanlı hekim Hipokrat tarafından ‘anatripsis’ olarak adlandırılmış ve diğer yazarlarca tripsis, ovuşturma, elle tedavi ye da ovma olarak anılmıştır. Bizim masaj sözcüğünü kullanmamız nispeten yenidir ve bu sözcük Arapça’da elle sıvazlama anlamında gelen masah’tan türemiştir. Eski Çin, Hindistan ve Mısır elyazmalarında masajın hastalıkları önlemek, sağaltmak ve yaraları iyileştirmek için kullanıldığı yazmaktadır. Masaj, ilk olarak yaklaşık MÖ 2700’lerden kalma Çince bir kitapta geçer : “Gece uykusundan sonra, kan dinlenmiş ve gevşemişken sabah erkenden avucun içiyle tüm vücudun sıvazlanması insanı soğuk algınlığından korur, organları esnek tutar ve ufak tefek rahatsızlıkları önler.”

Eski Yunanistan ve Roma’dan kalma eserlerde de, masaja sayısız göndermelerde bulunulmuştur. Spordan önce ve sonra, nekahet döneminde egzersiz yerine, banyodan sonra yada ruhsal çöküntü, astım, sindirim problemleri ve hatta kısırlık gibi çeşitli durumlar için tıbbi tedavi olarak önerilmiştir. Romalı imparatorluk hekimi Galen (MS 131 – 210), masaj ve egzersizle ilgili en az on altı kitap yazmıştır ve fikirlerinin çoğu bugün hala pratik değerini korumaktadır. Galen, masajı sert, hafif ve orta olarak sınıflandırmış ve şöyle yazmıştır: “Çok çeşitli el darbeleri ve hareketleri yapılmalıdır; Öyle ki tüm kas lifleri mümkün olduğunca her yönde ovulabilsin.” Gladyatörlere ise oyun öncesi ve sonrasında yapılan masajı şöyle açıklamıştır: “Vücutlarına yağ sürüldü ve kızarana kadar ovuldular. “Jul Sezar da şiddetli sinir ağrılarının hafiflemesi için her gün masaj yaptırırdı. Romalı yazar Plinius yabancı masörüne öylesine çok borçlanmıştı ki sonunda imparatordan, masöre en yüksek şeref payesi olan Roma yurttaşlığını bahsetmesini dilemişti.

Hindistan’da, masaja her zaman için büyük değer verilmiştir; hemen herkes nasıl masaj yapılacağını çok iyi bilir. Anneler çocuklarına masaj yapa, sonrada bu çocuklara ana-babalarına aynısını yapmaları öğretilir. Masaj, tarihi MÖ 1800 ‘e kadar uzanan bir Hint tıp sistemi olan Ayurveda sağaltım yöntemlerinin bir parçasıdır; otlar, baharatlar ve aromalı yağlar ovularak deriye yedirilir.Diğer kültürlerde de sağlıklı kalmak için her zamana masaja başvurulmuştur. Sir George Simpson “Dünya Çevresinde Yolculuk” (1889) adlı seyahatnamesinde, Sandwich adaları halkı hakkında şunları yazmıştır: “Her gün, hatta her saat kendilerine mükellef ziyaretler çeker çok az egzersiz yaparlar ya da hiç yapmazlar ama her yemekten sonra ve istenirse ya da uygunsa daha sık olmak üzere sürekli masaj yaptırarak yorgunluk ya da bitkinliğe mahal vermeden kan dolaşımı ve sindirimi düzenlerler.” Kaptan Cook, 1779 ‘da on iki Tahitili kadının kendisine baştan ayağa masaj yaptığında ağrılı siyatiğinin nasıl geçtiğini anlatmıştır.

18 ve 19. yüzyıllarda bir İsveçlinin, Per Henrik Ling ‘in (1776-1839) etkisiyle Avrupa da masaja rağbet artmış ve İsveç masaj sistemi Avrupa çapında yayılmıştır. Ling, tıbbi jimnastik ve masaja büyük önem vermiş; hareketleri pasif ya da jimnastik hareketler, basınç, ovma, titretme, vurma ve döndürme olarak sınıflandırmıştır. Eseri kraliyet ailesi tarafından ödüllendirilmiş Stockholm ‘de bir enstitü kurularak 1838 ‘de Londra ‘da bir İsveç masajı olarak anılmaktadır.

19. yüzyılın sonlarında, masaj artık yaygın bir tıbbi tedavi yöntemi olarak ünlü cerrahlar ve doktorlar tarafından sık sık kullanılmaya başlamıştır. Bunlar; ya kendileri masaj yapmış yada kendileri için masaj yapmak üzere yardımcılar (genellikle kadınlar) yetiştirmişlerdir. Ama “kötü şöhretli evler” de masajı, kendi faaliyetleri için paravan olarak kullanmaya başlamışlar ve bunun üzerine 1894 yılında Londra’da sekiz profesyonel kadın, Eğitimli Masörler Derneği’ni kurmak üzere bir araya gelmiştir. Bunlar, şimdiki adıyla Onaylı Fizik Tedavi Derneği’nin kurucularıdır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, masaj, zihinsel hasarların ve sinir hastalıklarının sağaltımında yaygın olarak kullanılmıştır. Ancak elektrikli cihaz kullanımı giderek yaygınlaşmış ve İngiltere ‘de el masajı arka plana itilmiştir. Elle yapılan masaj gereğinden fazla yumuşak olarak görülmüştür. Günümüz ilaçları ya da makinelerle aynı sonuçların alınabileceğine inanılmış ancak deneyimler ilaçların yan etkileri olduğunu, insan elinin yerini hiçbir şeyin tutamadığını göstermiştir.
Bebeğinize masaj yapın sütünüz artsın


KURUMSALHABERLER , 24.12.2008
Bebek masajı, anne sütünün artmasını sağlayan prolaktin hormonunun salgılanmasına, bebeğin kilo almasına ve anne – bebek arasında sağlıklı iletişim kurulmasına neden olur. Ayrıca kas koordinasyonunun artmasına, dolaşım, sindirim ve solunum sistemlerinin gelişmesine, rahatlamaya, hareketliliğin artmasına yardımcı olarak bağışıklık sistemini güçlendirir.

Temelinde dokunma duyusunun uyarılması olan masaj yüzyıllardır kasları güçlendirmek ve yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla tedavide kullanılmıştır. Dokunma duyusu bebek için dış dünya ile iletişimin temelidir, bir başka canlıya dokunmak bebeğe güven ve sıcaklık verir. Anne bebeğiyle ilk ilişkisini ona dokunarak kurar, yaşamın erken döneminde bebekler görme ve işitmeden çok, koku ve dokunma duyuları yardımıyla çevreyi tanırlar.
Bebek annesinin dokunuşlarıyla dünya ile iletişim kurmaya başlar, anne bebeğine dokunarak onu sever. Dokunma duyusunun masaj yöntemiyle uyarılmasının bebeklerdeki olumlu etkileri gösterilmiştir. Masaj, kas-iskelet, sinir ve dolaşım sistemlerini uyararak bir dizi biyokimyasal ve fizyolojik işlemi başlatmaktadır. Sık kucaklanarak sevilen bebeklerin solunum ve dolaşım sistemlerinin daha çok geliştiği gözlenmiştir. Bu nedenle de masajın bebeklerde görülen sindirim bozuklukları, infantil kolik, uyku düzensizlikleri gibi sorunlarda etkin bir tedavi yöntemi olabileceği düşünülmektedir. Ancak masajın büyüme, gelişme ve iletişim üzerindeki etkileri halen araştırılmaktadır.
Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde masaj uygulamalarının kilo almayı hızlandırdığı, daha hızlı ve dengeli bir gelişim sağladığı, uyanıklık süresini artırdığı kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Bebek masajı ayrıca prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin annelerinde çaresizlik ve yetersizlik duygularını da azaltabilmektedir.
Dokunma ve masajın yaşam kalitesini artırdığına dair bazı bilimsel veriler de mevcuttur. Anneleri depresyonda olduğu için dokunularak sevilmeyen bebeklerin büyüme gelişme geriliği gösterdikleri de saptanmıştır.
Masaj yapılan bebekler yalnızca beşikte sallanan bebeklerle karşılaştırıldığında masaj uygulananların daha aktif, daha uyanık oldukları ve daha az ağladıkları görülmüş, masaj uygulanan bebeklerin daha fazla kilo aldıkları, daha kolay uykuya daldıkları ve anneleri ile yüz yüze geldiklerinde daha yakın davranışlar sergiledikleri gözlenmiştir. Masaj vagal aktiviteyi artırarak besin emilimini artıran hormonları artırmakta ve bebeğin kilo alımına katkıda bulunmaktadır.
Masaj ayrıca bağışıklık sistemini de uyarabilmektedir. Bebeğini okşayan ve ona dokunan annelerde rahatlama hissi olur ve anne sütünün artmasını sağlayan prolaktin hormonu salgılanır. Anne bebeğine yakınlaşır, aralarındaki güzel ilişkinin temeli böylece güçlenir.
Bebeğe sevgi ve şevkatle dokunma onun gelişimine büyük katkıda bulunacaktır. Bebek masajı bu dokunmayı temel alarak yapılan bir dizi hareketten ibarettir ve bebeğin sağlığı ile anne ile iletişimine çeşitli katkılarda bulunur. Bebek masaj sayesinde rahatlamayı ve annesiyle ilişki kurmayı öğrenir. Masaj, kas koordinasyonunun artmasına, dolaşım, sindirim ve solunum sistemlerinin gelişmesine, rahatlamaya, hareketliliğin artmasına yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirebilir.
MASAJ İLE KİLO VERME

GÖBEGİNİZLE VEDALAŞIN

Bütün diyet programlarını uygulamanıza rağmen göbeğiniz büyümeye devam ediyorsa, bakım önerilerimize kulak verin
Bu kış bayram tatilleri yılbaşı partisi derken hem hareketsiz kaldınız hem de yemeği biraz fazla kaçırdınız. Şimdi de, ortaya çıkan ve her geçen gün inatla
büyüyen göbeğinizden kurtulmak istiyorsunuz. Hayalinizdeki dümdüz karına sahip olabilmeniz için bizim size önerilerimiz var. Göbeğinizden kurtulurken
aynı zamanda cildinizi güzelleştirmeye ne dersiniz? Masaj, sıcak kompres, temiz hava ve sağlıklı gıdalarla kolayca göbeğinizin üstesinden gelebilirsiniz.
BOL BOL LİFLİ GIDALAR TÜKETİN

Dümdüz bir karına sahip olmak için elbette ki, yediklerinize de çok dikkat etmelisiniz. Bütün sebze ve meyveler hem sağlığınız hem de kilo verebilmeniz
için çok yararlıdır. Özellikle lifli gıdalar su ve mineralleri vücudunuzda tutmanıza yardımcı olur ki, bunun sindirim açısından büyük faydası vardır. Tahıllı
ekmek, çiğ sebze-meyve, yulaf ve arpa içeren müsli, fındık, fıstık ve süt bağırsaklarınızın koruyucularıdır.
MASAJ ÇOK İŞE YARIYOR

Karın masajı, kan dolaşımını hızlandırır, sindirimi uyarır, sakinleştirir, ayrıca deri yüzeyinin pürüzsüz ve güzel görünmesini sağlar. Karnınıza, sabah ve
akşam olmak üzere sıkılaştırıcı kremlerle masaj yapın. Saat yönünde dairesel hareketlerle karnınızı ovarken baş ve işaret parmaklarınızla cildinizi hafifçe
çekerek gerin. Temel masaj on dakika sürer ama bu hareketleri tekrarlayarak masajı istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.
BİTKİLERLE STRESE SAVAŞ AÇIN

Karnınızdaki sıkıntıyı gidermek için demlik poşet olarak satılan bitki çaylarından yararlanabilirsiniz. Öncelikle karışık bitki çaylarını demleyin. Yatağınıza
uzanın ve çay poşetlerini karnınızın üzerine koyun. Gözlerinizi kapayın, rahatlayın ve şifalı buharı içinize çekin. Bir süre bu şekilde dinlenin. Bu size çok iyi
gelecektir.
FIRÇAYLA FORMA GİRİN

Duştan sonra karnınıza yumuşak bir fırça yardımıyla nazikçe masaj yapın. Sağ karın boşluğundan başlayın ve sola doğru dairesel hareketler çizin. Bunu 20
kez tekrar edin. Kan dolaşımını hızlandıran bu masaj yöntemi sayesinde forma girmeniz çok kolay.
Egzersiz yapın

Haftada iki gün 15'er dakikalık yürüyüş yapmanın karnınızdaki yağlardan kurtulmada büyük faydası var. En sağlıklısı, sabah veya öğleden sonraları, temiz
havada yürümek. Yürüyüş esnasında esneme hareketleri de yaparsanız hem kendinizi daha iyi hisseder hem kaslarınızı çalıştırarak yağ yakımını
hızlandırmış olursunuz. Düzenli olarak yapacağınız bu egzersiz, sindirimi kolaylaştırır, karın kaslarınızı çalıştırır ve sizi daha neşeli yapar.

GÜNEŞ
MASAJ İLE VÜCUDUNUZU KEŞFETİN
Hint mucizesi: Çampisaj

Çampisaj, yani aromatik Hint baş masajı, ayurvedanın bir parçası. Ayurvedaya göre masajın iki önemli fonksiyonu var: Biri, bedeni toksinlerden arındırması, ikincisi de hücre ve dokuları beslemesi. Çampisaj, üst beden, sırt, omuz, saç derisi, saçlar ve yüze özel aromatik özyağlarla uygulanan, kasları gevşeten ve kan dolaşımını hızlandıran bir masaj.
Stres gibi zararlı dış etkenler, üst beden ve baş bölgesinde enerjinin bloke olmasına yol açıyor. Sonuçları ise baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, depresyon ve kas tutulması... Çampisaj, enerji birikimlerini dağıtarak şikâyetlerin giderilmesinde yardımcı oluyor. Bu masaj üst bedendeki kas tutulmaları ve hareketsizlikten kaynaklanan eklem ağrıları, sırttaki nodüller, kronik boyun tutulması, baş ağrısı, migren, dökülme ve kepeklenme gibi saçla ilgili şikâyetlerde, yüzde ağrılar, toksin birikimi, anksiyete, huzursuzluk, gerginlik, endişe, uykusuzluk, konsantrasyon bozukluğu ve zihinsel yorgunluk gibi durumlarda etkili oluyor. 40 dakika süreyle oturarak uygulanıyor, istenirse özyağlar kullanılmadan kıyafetin üzerinden de yapılabiliyor.

Dört önemli nokta

Marma noktaları: 'Marma'nın kelime anlamı hayati ve saklı olan. Hint enerji sistemine göre bedenin enerji merkezleri bu marma noktaları. Akupunktur noktalarına benziyorlar, fakat daha büyükler, aralıkları da çok sık değil. Çampisajda bu noktalar basınç uygulanarak aktive ediliyor.

Akupresur: Bedende belirli enerji hatları üzerinde bulunan akupunktur noktalarını ovma, baskı ve başka uygulamalarla aktive edilmesi. Akupresurla, enerji akışı hareketleniyor.

Çakra dengeleme: Çampisajda çakralar bazı tekniklerle dengelenerek, bedendeki enerji akışı güçlendiriliyor.

Aromatik özyağlar: Çampisajda belirli özyağlar kullanılıyor. Defne, çam ve biberiye enerji veriyor, limon, greyfurt ve ardıç harekete geçiriyor, kakule, kişniş ve adaçayı dengeliyor, lavanta, kır papatyası ve ıtır sakinleştiriyor, portakal çiçeği, ylang ylang yavaşlatıyor ve günlük, mür, sandal ve tefarik zihinsel dinginlik kazandırıyor.
Kasların ilacı myoterapi

Myoterapi, kas katmanlarındaki zedelenmelerden kaynaklandığı düşünülen ağrı ve kasılmaları gidermek için uygulanan bir masaj tekniği. Söz konusu zedelenmeler örneğin trafik kazaları, spor kazaları, yapılan ters bir hareket sonucu oluşabiliyor ve sızı vücudun başka bölgelerine yayılabiliyor. Myoterapistler, zedelenmelerin olduğu noktalara elle masaj yaparak oradaki spazmı çözüyor. Uzmanlar bunu yaparken ilaç veya yardımcı araç kullanmıyor.
Toksinlerden arınmak için
Manuel lenf drenaj masajını anlatırken, bilimsel olarak kabul gördüğünü ve Avrupa ile ABD'deki hastanelerde uygulandığını hemen söylemek gerekir. Kişiyi rahatlatmak için yapılan bu masajda, refleksolojide olduğu gibi, eller dışında hiçbir yardımcı alet veya ilaç kullanılmıyor. Bu nedenle yan etkisi yok. Lenf drenaj masajı bedeni toksinlerden arındırıyor, lenf bezlerinin çalışmasını olumlu yönde etkiliyor ve vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Kilo vermek ve selülitleri gidermek için de kullanılıyor.
Ayaktan tepeye şifa rotası: Refleksoloji

Refleksoloji, bedenin tüm bölge, organ ve sistemlerine karşılık gelen refleks noktalarının bulunduğu ayaklara yapılan bir masaj. Ayak özel bir teknikle basınç uygulanarak veya ovulup uyarılarak bedendeki enerjinin harekete geçmesi sağlanıyor.
Ayak masajında yardımcı hiçbir ilaç kullanılmıyor. Bu nedenle de refleksolojinin yan etkisi yok. Akupunktur gibi refleksoloji de sadece fonksiyonel rahatsızlıklarda başarılı sonuçlar veriyor. Örneğin bir yaranın iyileşmesini, kırık bir kemiğin kaynamasını sağlamıyor. Fakat hazımsızlık, regl döneminde sancılanma, stres, uykusuzluk, sırt ağrısı, romatizma, sinüzit, astım, siyatik ve prostatla ilgili rahatsızlıklara çok iyi geliyor. Hamileliğin ilk üç ayında refleksoloji tavsiye edilmiyor. Refleksologlar ayakları elleriyle muayene ederek, hangi bölge veya organın hasta olduğunu saptıyor, ardından da ayaktaki o noktaya el ve parmaklarıyla
basınç uyguluyor. Tabii masajı yapan kişinin anatomi ve fizyoloji bilmesi şart.
Refleksolojinin Çin'de akupunkturla birlikte keşfedildiği sanılıyor. Ancak Batı dünyası, bu yüzyılın başına kadar refleksolojiden bihaberdi. Onu Batı'ya tanıtan ise Amerikalı kulak-burun-boğaz uzmanı Dr. William H. Fitzgerald oldu. ABD'li doktor, Çinlilerden esinlenerek 'bölgesel terapi'
adını verdiği bir yöntem geliştirdi. 30'lu yıllarda 'bölgesel terapi'yi ayağa yoğunlaştırıp tüm dünyaya tanıtan ise Amerikalı masöz Eunice Ingham. Bugün Britanya, Belçika ve Fransa'da refleksoloji okulları var.
Daha yeni bir teknik olan el refleksolojisi de giderek yayılıyor. Soyunmak veya uzanmak gerekmediğinden, bu masaj yöntemi her yerde, her an uygulanabiliyor.
Bel ve boyun fıtıklarına son

Eski bir Çin masaj tekniği olan 'manipülasyon' tedavisi aslında osteopati, şiatsu, şiropraktik gibi bazı tekniklere verilen genel isim. Manipülatif tedaviyle boyun ve bel fıtıkları, kas spazmları, ensedeki problemlerden kaynaklanan baş ağrıları, omurga kilitlenmeleri ilaçsız ve ameliyatsız
olarak tedavi edilebiliyor. Hatta bazen manipülatif tedavinin bazı bağırsak ve mide rahatsızlıklarında başarılı sonuç verdiği oluyor.
Manipülasyon tedavisi uzmanı, hastalıklı bölgeye elleriyle basınç uygulayarak, döndürerek, gererek masaj yapıyor. Ancak yüksek tansiyon, kalp, akciğer ve şeker hastaları, bu uygulamaya başvurmadan mutlaka doktorlarına danışmalı.
Genellikle üç-yedi seansta sonuç alınan manipülasyon tedavisi Uzakdoğu ülkeleri, ABD, Avrupa ve Kanada'da oldukça yaygın. Türkiye'de pek bilinmemekle beraber Tabipler Odası'nın fiyat listesinde yeri var, yani resmen tanınıyor.
Türkiye'de manipülasyon tedavisi uygulayan birkaç merkez var, en çok bilineni Bursa'daki Fizik Tedavi ve Manipülasyon Merkezi. Tedaviyi yapansa aslında fizik tedavi uzmanı olan Dr. Ali Şahabettinoğlu.
Dr. Şahabettinoğlu, ihtisas tezini manipülatif tedavi üzerine yapmış, ayrıca İngiltere, Rusya, Japonya'da kurslar görmüş. "13 yıldır sadece bununla uğraşıyorum, manipülatif tedaviye talep çok olduğundan fizik tedaviyi artık uygulamıyorum" diyen doktorun verdiği bilgiye göre bu yöntemi özel sigortaların bir kısmı karşılıyor, bazıları karşılamıyor.
İskelet-kas koordinasyonu

Osteopati, ağrıları dindirmek, eklemlere yeniden hareketlilik kazandırmak için yumuşak dokuya (kas ve baş) elle yapılan özel bir masaj. Uzmanlarına göre, kas-iskelet sistemi koordinasyonu sağlanamadığında, vücut fonksiyonunu tam olarak yerine getiremiyor ve bu da ağrı ve sorunlara neden oluyor. Osteopati amacı kendi kendini iyileştirme gücüne sahip olan bedeni destekleyerek, iyileşme sürecini hızlandırmak diye özetlenebilir.
19. yüzyılın ortalarında ABD'li bir doktor olan Dr. Andrew Tyler Still tarafından geliştirilen osteopati, bedenin üç farklı alanında kullanılıyor. Kas-eklem sistemlerinin, iç organların ve bedenin merkezi kumanda sistemi olan beyin ile çevresinin tedavisinde. Eklemlerde ağrılar, kazalar, yaralanmalar veya ameliyatlar sonrası ortaya çıkan rahatsızlıklar,
alerjik ve kronik hastalıklar, akut ağrılar, hormon bozukluğundan kaynaklanan şikâyetler, çocuk ve gençlerin gelişim bozuklukları ve depresyon tedavisinde kullanılabileceği gibi kanser ve romatizma gibi hastalıklarda osteopatiye destekleyici tedavi olarak başvurulabilir.
Osteopatinin prensipleri ise şöyle özetlenebilir: 1. İnsan bir bütündür. 2. Beden kendi kendini iyileştirme gücüne sahip bir şekilde planlanmıştır. 3. Yapı ve işlev bağlantılıdır.
Omurga şikâyetine şiropraktik bire bir

Kelime anlamı 'elle tedavi' olan 'şiroprak
ik', omurga, sinir sistemi, kas, eklem ve bağlardaki bozuklukların teşhis, tedavi ve önlenmesi için omurga üzerinde yapılan tedavi şekli. Amaç, omurgasında şikâyeti olan kişilere, doğal yollarla yardım etmek. Ne var ki omurgadan kaynaklanan sorunların birçoğu farklı, örneğin kadınlarda regl döneminde aşırı sancılanma, kimi zaman kol ve bacaklara da vuran boyun, omuz ve göğüste ağrılar, baş ağrısı, migren, nefes alıp verirken zorlanma, sindirim bozuklukları şeklinde de ortaya çıkabiliyor. Bebekler bile şiropraktik yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Tedavinin temeli hareket özgürlüğü sınırlanmış eklemlere (omurga ve kalça eklemleri) yeniden hareketlilik kazandırılması. Kişinin duruş bozukluklarının düzeltilmesi, doğru hareket etmenin ve omurgayı destekleyecek birtakım egzersizlerin öğretilmesi hep şiropraktiğin alanına giriyor.
Şiropraktik, 1895 yılında ABD'li Daniel David Palmer tarafından geliştirildi. Başlı başına bir tıp dalı olan şiropraktoloji, nöroloji, dahiliye, romatoloji ve ortopedi arasında yer alıyor. Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika'da omurga sorunları olan kişilerin yüzde 80'inin şiropraktoloğa gittiği belirtiliyor. Kimi ülkelerde (Almanya) alternatif tıbbın bir parçası olarak görülen şiropraktik, ABD, İsviçre, Danimarka, Fransa, Britanya ve Yeni Zelanda'da resmi onaylı bir tıp dalı.
Bedendeki ilacı harekete geçiriyor

Şiatsu, yani Japonca 'parmakla bastırmak', başparmağın ya da öteki parmakların uçlarıyla, avuç içiyle bedenin duyarlı noktalarına basınç uygulayarak yapılıyor. Bu duyarlı noktalara Japoncada saksı ya da kavanoz anlamına gelen 'tsubo' deniyor. Bu noktalar, yorgunluğun, stresin, rahatsızlığın biriktiği yerler ve kasların, kemiklerin, lenflerin, sinirlerin, salgı bezlerinin üzerinde bulunuyor. Bunlara basınç uygulamak aynı zamanda sinir sisteminin ve salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlıyor, hazmı kolaylaştırıyor ve kan dolaşımını hızlandırıyor. Böylece hem bedenin kendi kendini koruma hem de iyileştirme enerjisi harekete geçiyor. Temeli Çin tıbbına dayanan Japon masaj tekniği olan 'şiatsu'da eller hem teşhis hem tedaviye yarıyor.
İki temel şiatsu metodu var. Biri, yukarıda bahsettiğimiz Tokujiro Namikoshi tarafından geliştirilen yöntem, diğeri de Uzakdoğu tıbbında beden-zihin-ruh bütünlüğü için önemli bir rol oynayan meridyenlerin baz alındığı, Shitsuto Masunaga tarafından geliştirilen Iokai yöntemi. İlginç olan, Çin tıbbının köklü bir geçmişe sahip olduğu Japonya'da, Çin tıbbının prensiplerini dışlayan Namikoshi yönteminin daha popüler olması ve devlet tarafından da ilk tanınan şiatsu metodu olması. Binlerce yıllık bir yöntem olmasına rağmen, Batı'nın şiatsu ile tanışması 1970'li yıllara rastlıyor.

 
 
Sonraki >
Her Hakkı Saklıdır © 2017 Terapi ve Masaj - Masaj Terapisi, İstanbul